Why Natural Disasters Are More Expensive—But Less Deadly

March 24, 2010


The recent earthquakes in Haiti and Chile come at the end of what may be history’s most expensive decade for natural disasters. The Inter-American Development Bank estimates that the Haitian earthquake dealt about $14 billion in damage. As large as that figure is, it’s relatively small compared with the costliest disaster of the past decade: Hurricane Katrina, which caused an estimated $125 billion in damage. According to Munich Re, one of the largest companies in the world that reinsures disaster risks for insurance companies, disasters’ costs to insurers have doubled in the past decade compared with the 1990s.

“The past decade has been the costliest for natural disasters ever,” writes Howard Kunreuther and Erwann Michel-Kerjan of the Wharton School of the University of Pennsylvania in their 2009 book, At War With the Weather. This decade follows a trend of massive increases in overall losses from disasters: Costs jumped from $93.3 billion in the 1960s to $778.3 billion in the 1990s.

The number of observed disasters is also rising—by about 5 percent per year since 1960. According to David Stromberg, associate professor at the Institute for International Economic Studies at Stockholm University, population growth (meaning more people come in contact with disasters) explains only about half of this increase. A more important factor behind the increase might be better reporting—better seismographs for earthquakes and more-responsive aid organizations.

While the economic cost of disasters has been rising, a perhaps more important value—the death toll—has been falling. From 1900 to 2003, 62 millions deaths resulted from natural disasters throughout the world. But 85 percent of those deaths occurred between 1900 and 1950.

Why the lower death toll, when the number of disasters has not dropped? The reason disasters are becoming less deadly is also the reason they are becoming more expensive.
Read the rest of this entry »


Doğal afetler, insanlarda çaresizliğe yol açıyor

March 24, 2010


İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Musa Tosun, sel ve taşkınların insanlarda çaresizlik, güçsüzlük duygularını ortaya çıkardığını söyledi.

Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından Afyonkarahisar Korel Termal Otel’de düzenlenen 2. Ulusal Taşkın Sempozyumu’nda konuşan Prof. Tosun, sel ve taşkına psikolojik açıdan bakılacak olursa bunun bir felaket olduğunu ifade etti. Tosun, felaket halini almış sel ve taşkınının ağır bir psiko-sosyal travmaya yol açtığını söyledi.

Sel ve taşkının, insanın çevresiyle ilişkisi açısından çok yönlü karşılıklı etkileşimi olduğunu dile getiren Tosun, “Bir çevre felaketi olarak karşımıza çıkan sel ve taşkın kişiyi etkiliyor, yakınlarını etkiliyor, kurtarma ekibini etkiliyor ve bütün toplumu etkileyebiliyor.” dedi.

Türkiye’de sel ve taşkınların psikolojik boyutu ile ilgili bir çalışmanın olmadığına değinen Tosun, depremle ilgili bir çok çalışma bulunduğuna dikkat çekti.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ‘nden Doç Dr. Sibel Kalaycıoğlu da taşkınların özellikle kadınlara büyük yük getirdiğini söyledi. Can ve mal kaybının kadınların üzerine daha ağır yük yüklediğini belirten Doç. Kalaycıoğlu, “Herhangi bir afet durumunda, özellikle toplumsal kontrol zayıflıyor. O toplumsal kontrolün zayıflaması başka afetlere yol açabiliyor. Bu anlamda mutlaka ve mutlaka güvenlik planlamasının daha başında, kriz planlaması yapılırken tedbir planlaması da muhakkak yapılmalı.” diye konuştu.
Read the rest of this entry »


Red Cross holds demonstration in what to do in case of disaster

March 22, 2010


Disaster can strike at any time, and the Red Cross wants to make sure people are prepared.

Saturday the organization demonstrated what to do in case of a fire or flood, at the “Be Red Cross Ready” event in the Parkland neighborhood.

The Red Cross says they chose that location because 30 percent of fires in Louisville happen on the west side of the city.

Organizers suggested creating family emergency plans and disaster kits to attendees and handed out free smoke detector batteries.

“It’s important to be prepared for any kind of disaster. You never know when it’s going to happen. Home fires can happen at any moment, any time. We want to make sure everyone is prepared for that,” says Anna Rosales/Public Relations American Red Cross.

Red Cross organizers say they are in need of donations.


Haiti’de yeni felaket “geliyorum” diyor

March 22, 2010


Haiti’de yaşanan depremin ardından emperyalizmin ikiyüzlü “yardım” politikaları büyük tepki çekmişti. Bu defa Haiti’yi tufan ve sel vuracak. Aynı emperyalist ve gerici güçler, Haiti halkının yaklaşan felakete karşı önlem almasının karşısındaki en büyük engel.

12 Ocak’ta yaşanan 7.0 büyüklüğündeki depremde 200.000’den fazla yurttaşını kaybeden Haiti, şimdi göz göre göre gelen ikinci bir doğal afeti bekliyor. Batılı ülkelerin başını çektiği uluslararası yardım kampanyasının halk örgütleriyle işbirliği yapmaktan kaçındığı Haiti’de, henüz hiçbir somut adım atılamamış durumda. Nisan’da başlayıp Mayıs’ta şiddetlenmesi öngörülen tropik bahar yağmurları 1,5 milyona yakın depremzedeyi barınaksız yakalayacak.

Geçtiğimiz Cuma akşamı evsizlerin sığındığı kampları vuran yağmur, yaklaşan felaketin erken bir habercisi oldu. Sınırlı sayıda çadır dağıtıldığı için çoğunluğu derme çatma naylon örtülerin altında barınmaya çalışan, bir kısmı ise açıkta yaşayan depremzedeler, ani yağmurla inen sel sularına kapılmamak için büyük bir mücadele verdiler. 45.000’e yakın sığınmacı nüfusuyla en büyük kamp olan Petionville kampında yağmurdan geriye kalan, uçsuz bucaksız bir çamur ve çaresizlik deryasıydı.

Başkent Port-au-Prince ve çevresinde, aynı perişanlığı paylaşan irili ufaklı yüzlerce kamp var. Kampların tümü ‘geçici’ statüde görülüyor ve beş büyük kalıcı kamp kurularak depremzedelerin oralara taşınması düşünülüyor. Fakat bu düşünce bir türlü planlama aşamasına geçemiyor. Sebepse, arazi yokluğu…

Haiti’de büyük arazilerin tamamı bir avuç seçkin ailenin mülkiyetinde. Read the rest of this entry »


17 Australians missing after Fiji cyclone

March 17, 2010


The Federal Government is attempting to contact 17 Australian citizens missing in Fiji’s north after Cyclone Tomas hit the Pacific Island nation earlier this week.

The Government’s overseas aid program, AusAID, says 35 Australians known to be in the area have been accounted for and efforts are continuing to contact the others.

“Thirty-five of the 52 Australians registered in the north are reported as safe and well,” AusAID’s acting director-general, Peter Baxter, said.

“But communications are still down in the area and we expect to make contact with the others as the next couple of days progress.”

The lack of communication is also hindering aid efforts, but an Australian Hercules military plane carrying emergency supplies is on its way to Fiji at the request of the interim government.

The northern and eastern parts of Fiji were the worst affected by the cyclone.
Read the rest of this entry »


Depremde Nasıl Hayatta Kalınır? (Hayat Üçgeni Metodu)

March 17, 2010


1) Binalar çökerken basitçe “çömelen ve korunan” kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.

2) Kediler, köpekler ve bebekler’in hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında siz de bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepenin, geniş büyük bir eşyanın yanında durun.

3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılma payına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton)bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.

4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitce yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını söyleyen bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.

5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun veya sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın.

6) Bina çökerken kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür. Nasıl m? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşerse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapıkirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz. Read the rest of this entry »


Uluslararası Deprem Çalıştayı sona erdi

March 15, 2010


SAKARYA Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı Uluslararası Deprem Çalıştayı sona erdi. Hafta sonu gerçekleşen çalıştayda, Orta Doğu Deprem Modeli Projesi’nde yer alan her ülkenin kendi sınırları içerisindeki aktif fay ve sismik zonları incelemesi ve bölgedeki aktif fay hatlarının belirlenmesi kararı alındı.

Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nün ev sahipliği yaptığı ve 2 gün süren çalıştay Kampus Otel’de yapıldı. Çalıştaya Türkiye, İsviçre, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, Suriye, Lübnan, Ürdün, İran ve Pakistan’dan gelen 36 bilim adamı katıldı. Çalıştay sonrası bir açıklama yapan proje koordinatörü ve Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Levent Gülen, projenin amacının Orta Doğu ülkelerinin aktif tektonik yapısını ve depremselliğini en son bilimsel tekniklerle ayrıntılı olarak araştırmak ve deprem zararlarını azaltmak olduğunu söyledi.

Prof.Dr. Gülen, “Çalıştayda depremselliğin saptanabilmesi için en son teknikler anlatılmıştır. Projede yer alan bilim adamlarının kendi ülkeleri ile ilgili aktif fay zonları ile sismik zonları inceleyerek belirlemeleri ve bunlarla ilgili veri tabanları oluşturmaları istenmiştir.

Katılımcıların mayıs ayına kadar belirtilen veri tabanlarını hazırlayarak Gürcistan’ın Tiflis kentinde düzenlenecek ikinci çalıştaya getirmeleri kararlaştırılmıştır” diye konuştu.